Türkiye Cumhuriyeti

Cidde Başkonsolosluğu

Başkonsolosluk Duyurusu

2014 Yılı Öğretmenler Günü Konuşması , 24.11.2014

Değerli Öğretmenlerimiz,

Ülkemizde senenin bazı günlerinde belli vesilelelerle  çeşitli kutlamalar yapıyoruz.
İşte   24 Kasım günü  de  böyle  vesilelerden biri,  24 Kasım 1928‘de açılmış olan Millet Mekteplerinde, yaşlı, genç, çocuk, kadın herkese Latin  harfleriyle okuma-yazma öğretilmeye başlamasının yıldönümü ve Türkiye Cumhuriyetinin Kur ucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de kara tahta başına geçip bu harfleri millete  öğreterek  bu  hamlenin Başöğretmenliğini kabul tarihidir.  Bu olayı alınan isabetli bir kararla 1981 yılından bu yana ülkemizde  Öğretmenler Günü olarak kutlamaktayız.

Dünyaya gözünü açan her çocuğun,  yaşamında ilk yanında gördüğü anne ve babasıdır. Onların çocuklarını eğitmede güç ve imkanları bildiğiniz üzere  sınırlıdır. Bir noktadan sonra aile içi eğitim ve öğretim yetersiz kalmaktadır ve bu aşamada  başka unsurlar devreye girmektedir. İşte bundan sonra çocuklarımız, ihtiyaç duydukları bilgileri ve eğitimi ancak eğitim kurumlarımızdan ve eğitimcilerimizden alabilmektedirler.

Öğretmeyi ve eğitmeyi meslek edinen Öğretmenlerimiz, bu amaçla tesis edilmiş  kurumlarımızda geleceğimizin teminatı ve gözümüz nuru olan çocuklarımızın eğitim-öğretimlerine rehberlik eden,  onlara yön veren ve onları yaşama hazırlayan,  adeta ikinci Ana-Babaları mesabesine yükselemektedirler.  

Büyük Atatürk, “Gençler, Devletin  ümid-i istikbali sizlersiniz” diye onlara bir misyon yüklemiş, Medeniyet yarışında ise hedef olarak “çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak, hatta üzerine çıkmak” diyerek,  ezberci ve taklitçi olmayan, orijinal fikirleri havi, velud ve yaratıcı bir eğitimi işaret etmiştir. Zira o biliyordu ki, Batıyı taklid ederek çağdaş medeniyet seviyesi üzerine çıkılması mümkün değildir. Taklitle ancak Batının geriden bir izleyicisi olunur. Taklit eden, taklit edileni hiçbir zaman aşamaz.    Bir Milletin çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi,  yukarıda belirtilen öğeleri içeren biçimdeki bir eğitim ve öğretimin, bilimsel  ve modern yöntemlerle yürütülmesi, böylece gençlere sağlıklı düşünebilme yeteneği kazandırılmasıyla mümkün olabilir.

Eğitim  sorunlarını   çözen  ülkeler,  Kültür,  Sanat,  Bilim, Teknoloji  ve Sosyo-Ekonomik  alanlarda  kalkınma ve ilerleme nosyonu yakalayabilir. Eğitime gereken ilgiyi ve önemi göstermeyen ülkeler, hızla gelişen dünyada haketmeleri gereken yeri alamazlar.

En değerli yatırım, insana, eğitim ve öğretime yapılan yatırımdır. Odağında insanın bulunduğu beşeri kalkınmanın temel şartı ise,  doğru bilgi ve bilim altyapısına dayanan, maddi ve manevi unsurları içeren, İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif’in ifadesiyle “kendi şahsiyyeti maneviyyemizin kılavuz” olduğu, “modern dünyadan, gelişmiş olan ilim ve tekniğin alındığı” ve bunların uygulamasında “mesaimize de son  süratin verileceği” bir  eğitim ve öğretimdir.

Bilindiği gibi, ülke ve toplumumuzun ihtiyacı olan nitelikli insan gücü, eğitim yuvalarımızda yetişir. Okullar, öğretmen ve öğrenciyle hayat bulduğu yapılardır. Okula, ruhu veren öğrenci ve öğretmen, semeresi ise bünyesinde yürütülen eğitim ve öğretim faaliyetleridir. Bu faaliyetlerin olmazsa olmazı, dinamosu, o binalara  hayat üfleyenler ise şüphesiz  çok sevgili öğretmenlerimizdir. İdeal eğitim anlayışımızın merkezinde  öğretmenlerimiz bulunmaktadır. Bu nedenle, onlara çok önemli vazifeler düşmektedir.

Bundan dolayıdır ki, Öğretmenlerimiz halkımız nezdinde “peygamber mesleği nitelemesiyle” yüceltilerek  toplumumuzda mukaddes bir yer bulmuştur. Hatta o derece yücelmişler ki “öğrettikleri bir harf karşılığı kölesi olunacak efendilerimiz” yerine geçmişlerdir.  Bu zaviyeden, millet ve devlet olarak öğretmenlerimizi maddi ve manevi bakımdan hakettikleri  yerlerine oturtulması milli bir görevimizdir. 

Bu gün, aynı zamanda ebediyete intikal etmiş olan öğretmenlerimizi rahmetle yadetmenin, emekli olup köşelerinde vefa bekleyen  öğretmenlerimizi saygıyla ve şükranla hatırlamanın, yeni öğretmenlerimizin atandıkları bu mesleklerinin kutsal sorumluluğunun  bilincine varmalarının da bir vesiledir..

İşte burada kutladığımız Öğretmenler Günü, cennet Anadolumuzun  muhtelif köşelerinden koparak Mekke, Medine Cidde ve Arabistan çöllerinin her köşesine koşup gelen siz öğretmenlerimizin fedakarlıklarının, değerlerinin, bir kez daha düşünülüp takdir edilmesine vesile olunduğu bir  gündür.

İnanıyorum   ki,   cennet vatanımızın birlik  ve beraberliğinin teminatı,  yetenekli, ahlaklı, saygılı, yüreği sevgiyle dolu, milli ve manevi değerlere sahip nesillerin yetişmesi sayesinde olacaktır.  Bu nesillerin yetişmesi ise şüphesiz  bizim velinimetimiz olan siz sevgili  öğretmenlerimizin gayret ve himmetleriyle  gerçekleşecektir.

Bu duygularla  muvazzaf ve emekli tüm öğretmenlerimizin bu anlamlı gününü saygı ve sevgiyle kutluyor, sağlık ve mutluluk dolu uzun ömürler; ölenlere Allah’tan rahmet ve mağfiretler, yetiştirdikleri öğrencilerin onlara bir “sadaka-i cariye”  teşkil etmesini diliyorum.
Medine: 23.11.2014

Fikret ÖZER
Başkonsolos